Arapça kökenli alıntı sözler

Arapça kökenli alıntı sözler

Bu dizelgede, Osmanlı Türkçesi sözler, sözün Türkçedeki çağdaş yazımı (TDK tarafından önerildiği gibi) ve çağdaş Türkçe karşılığı verilmiştir.
Osmanlı Türkçesi sözleri
ve onların imce çevirileri
Osmanlı Türkçesi sözlerin
çağdaş yazımları
Çağdaş Türkçe karşılığı
عبث abes anlamsız, saçma, boş
آب حيات âb(e) hayât abıhayat bengisu, dirim suyu, yaşam suyu
عابده abide anıt
عبوس abus 1) somurtkan 2) asık (yüz)
عجائب acayip 1) şaşırtıcı, yadırgatıcı, şaşılan 2) şaşılıcak şey 3) olağanüstü
عجله acele 1) tez, ivedi ** 2) tezelden, ivedilikle 3) ivedilik
عجمى acemi toy, ustalaşmamış, beceriksiz
عجزه aceze düşkünler
عاجل acil ivedi
عاجز aciz 1) güçsüzlük 2) beceriksizlik
  âciz 1) güçsüz 2) beceriksiz
عجول acul tez canlı, ivecen
عجوزه acuze kocakarı
آداب معاشرت adabımuaşeret görgü
عضله adale kas
عدالت adalet türe
آداب adap 1) töre 2) yol yordam
عداوت adavet yağılık
عدد adet sayı
عادت âdet 1) görenek, töre 2) alışkı, alışkanlık
عادتا âdeta neredeyse, bayağı, sanki
عادي adi 1) düşük nitelikli 2) aşağılık, bayağı 3) olağan, sıradan
عادل adil doğru, haktanır
عفو af 1) bağışlama 2) görevden alma
آفاقی afaki 1) gelişigüzel, amaçsız 2) nesnel
آفت afet 1) kıran, yıkım
عفو ايتمك affetmek 1) bağışlamak 2) görevden almak
عافيت afiyet sağlık, esenlik
اغيار ağyar yabancılar, eller
أحباب ahbap arkadaş, tanış, biliş, gönüldeş
عهد ايتمك ahdetmek ant içmek
احفاد ahfad torunlar, soy
آخر ahir son
عهد ahit 1) antlaşma, sözleşme 2) ant 3) çağ
آخذه ahize almaç
أحكام ahkâm yargılar
اخلاق ahlak 1) töre, aktöre 2) alışkanlık
احمق ahmak beyinsiz, bön
اخشاب ahşap ağaç, tahta
احوال ahval durum, durumlar
عائدات aidat 1) ödenti 2) kesenek
عائديت aidiyet 1) ilişkinlik, değginlik 2) ilgi
عائله aile ocak **
عائد ait ilgili, ilişkin, ilişik
عقبنده akabinde hemen sonra, ardından, ardı sıra
عقد ايتمك akdetmek 1) (sözleşme, antlaşma) yapmak
عاقبت akıbet son
عقل akıl 1) us 2) bellek 3) öğüt
عقيم akim kısır, verimsiz, sonuçsuz
عكس akis 1) yankı, tepki 2) yansı
عقد akit sözleşme, bağıt
عقل سليم aklıselim sağduyu
اقران akran yaşıt
اقسام aksam bölümler
عكسی aksi ters, geçimsiz
عكس العمل aksülamel tepki
اعلی âlâ 1) iyi, çok iyi 2) üstün
علائم سما alaimisema gökkuşağı, ebemkuşağı
علاقه alaka ilgi, ilişki
علامت alamet belirti, iz
علامت فارقه alametifarika ayırtaç
على العجله alelacele ivedilikle, çabucak, çarçabuk
على العادة alelade sıradan, olağan
على الاصول alelusul 1) üstünkörü, gelişigüzel 2) yöntemine göre
عالم âlem 1) evren, yaratkı 2) eğlenti 3) el gün
علم شمول âlemşümul evrensel, yaratkılık
علنا alenen açıkça, açıktan açığa
علنی aleni açık, ortada
عليه aleyh karşı, karşıt
عالي âli yüce, yüksek, ulu
اعمی âmâ görmez, görme engelli
عملي amelî 1) uygulamalı 2) kılgılık
عمليات ameliyat işlemce
عمليه ameliye işlem
عامل amil etken
آمر amir buyurucu, baş, buyurgan
عاميانه amiyane sıradan, bayağıca
عمه amme kamu
  amudufıkari omurga, belkemiği
عنعنه anane gelenek
عنعنوی ananevi geleneksel
آنی ani 1) birden, ansızın 2) beklenmedik
آنی ani apansız
عرض araz 1) belirti 2) bulgu
اراضی arazi 1) toprak 2) yer
عربده arbede çatışma
آرضیه ardiye yığımlık
عارضه arıza aksaklık, bozukluk
عرفة arife öngün
عرض arz (I) sunma, anlatma, bildirme
عرض arz (II) en, genişlik
أرض arz (III) yer, yeryüzü
عصبی asabi sinirli, öfkeli
عصبيت asabiyet sinirlilik
اصالت asalet soyluluk
اعصاب asap sinir, sinirler
آثار عتيقه asarıatika eski çıkarmalar
اصغری asgari en az, en aşağı, en düşük, en alt
أصل asıl 1) kök, kaynak 2) gerçeklik 3) gerçek
اصللي asıllı kökenli, uyruklu
اصلسز asılsız 1) dayanaksız 2) uydurma
عصر asır yüzyıl
عاصی asi başkaldıran, dikbaşlı
اصيل asil soylu
عسكر asker , süer **
اصلی asli birincil, köklü, baş
عصری asri çağdaş, çağcıl
عاشق âşık 1) tutkun, vurgun 2) ozan 3) sevgen
عشيرت aşiret oymak
عشق aşk sevi
عطالت atalet 1) tembellik, gevşeklik, uyuşukluk 2) dinginlik, durağanlık, süredurum
عته ateh bunama, bunaklık
عطفا atfen dayanarak, göre
عطف atıf 1) yöneltme, çevirme 2) gönderme
عاطل atıl 1) işe yaramaz, iş görmez 2) süreduran
آتی ati gelecek
عوانه avane yardakçılar, kafadarlar
عودت avdet dönüş
عيان ayan belli, açık
عيان بيان ayan beyan apaçık, açık seçik, besbelli
عينا aynen olduğu gibi, tıpkı
عين aynı 1) tıpkı, tıpkısı, özdeş
عينى ayni nesnesel
عينيت ayniyet tıpkılık, özdeşlik
عياش ayyaş içkici
عيوقه چيقمق ayyuka çıkmak 1) göklere çıkmak, yükselmek 2) yayılmak
اعضا aza üye
عظمت azamet 1) ululuk 2) çalım, kurum
اعظمی azami en çok, en üst, en büyük, en yüksek
عذاب azap ezinç
عزل azil görevden alma
عزیمت azimet gidiş
بادره badire dar geçit, dar boğaz, sıkıntı
بحر bahir deniz
بحث bahis 1) konu 2) söz
بقایا bakâyâ kalıntı
باقی baki 1) artan, kalan 2) kalımlı, ölümsüz
بقيه bakiye kalan, artan
بقليه bakliye baklagil
بالغ baliğ 1) erin 2) varan, bulan
بانیٖ bani kuruce, kuran
باب bap 1) kapı 2) bölüm 3) konu
بارز bariz açık, belirgin
بصيرت basiret sağgörü
بسيط basit 1) yalın, yalınç 2) kolay 3) sıradan
باطل batıl boş, dayanaksız
باطنی batıni içrek
بایع bayi 1) satıcı 2) satış yeri
بعضا bazen kimi kez, arada, arada bir, ara sıra
بعض bazı 1) kimi 2) birtakım
بدل bedel 1) karşılık 2) tutar
بدن beden gövde
بدر bedir dolunay
بئيس beis sakınca
بقا beka kalım
بکارت bekâret erdenlik
بلاهت belahet alıklık
بلده belde kent
بلدیه belediye yerel yönetim
برات berat aklanma
بيان beyan söyleme, bildirme
بيانات beyanat demeç
بيان نامه beyanname *** bildirge, bildiri
بياض beyaz ak
بين الملل beynelmilel uluslararası
بيضی beyzi söbe, yumurtamsı
بدایت bidayet başlama, başlangıç
بحق bihakkın adamakıllı, iyice
بلا استثنا bilaistisna ayrıksız
بالعكس bilakis tersine
بلا واسطه bilavasıta dolaysız, doğrudan
بالجمله bilcümle bütün
بالفرض bilfarz diyelim ki, sözgelişi
بالفعل bilfiil edimli olarak, doğrudan
بالخاصه bilhassa özellikle
بالالتزام bililtizam bile bile, isteyerek
بالاستفاده bilistifade yararlanarak
بالمقابله bilmukabele 1) karşılıklı olarak 2) ben de, siz de
بالعموم bilumum bütün
بناء bina yapı
بناء binaen 1) -den dolayı, -den ötürü 2) dayanarak
بناء عليه binaenaleyh dolayısıyla, bundan dolayı
بالطبع bittabi doğal olarak
بذاته bizatihi kendisi, kendiliğinden
بالذات bizzat kendisi, aracısız
بخار buhar buğu
بحران buhran 1) bunalım 2) (sayrılıkta) bunluk
بخور buhur tütsü
برج burç dönence
بطلان butlan geçersizlik, çürüklük
بعد bud 1) boyut 2) uzunluk
     
بنيه bünye yapı
جامعه camîa topluluk
جبرا cebren zorla
جلسه celse oturum
جنوب cenup güney
جراحت cerahat irin
جواب cevap yanıt
جهاز cihaz aygıt
جهت cihet yön, yan
جوار civar dolayları
جمله cümle söylem
دفعه, کره defa, kere kez
دائر dair ilişkin
دائره daire yuvarlak
دفينه define gömü
دليل delil kanıt
دور devir çağ
دوره devre dönem
ابعاد ebat boyut
ابدی ebedî sonsuz
اجداد ecdat ata
اجل ecel ölüm
ادبیات edebiyat yazın
اهميت ehemmiyet önem
البسه elbise giysi
امر emir buyruk
امنيت emniyet güvenlik
اثر eser çıkarma
اسير esir tutsak
اطراف etraf ortalık
اوراق evrak belge
اول evvel önce
فعال faal etkin
فائض faiz ürem **, getiri
فقير fakir yoksul
فن fenn *, علم ˤilm * fen, ilim bilim
فيضان feyezan taşkın
فرقت fırkat ayrılık
فكر fikir görüş
فعل fiil eylem
غرب garp batı
غير gayri olmayan, başka, dışı
غدا gıda besin
حادثه hadise olay
حافظه hafıza bellek
خفيف hafif yeğni **
حفريات hafriyat kazı
حق hak pay
حقيقت hakikat gerçek
حاكم hâkim yargıç
حال hâl *, وضعيت vazˤiyet * hâl, vaziyet durum
خليطه halita alaşım
خراب harap yıkık
حرارت hararet ısı ¹, sıcaklık ²
حركت hareket devinim **
حرف harf ses, imce **
حسرت hasret özlem
حساس hassas duyarlı
حشره haşere böcek
خطا hatâ *, قصور kusûr * hata, kusur yanlış
خاطره hatıra anı
حيات , عمر ömr * hayat, ömür yaşam, dirim, dirlik
حيثيت haysiyet saygınlık
حضم hazım sindirim
هديه hediye armağan
حدت hiddet kızgınlık, öfke
حكایه hikâye öykü
خلاف hilaf karşıt
حس his duygu
خواجه hoca öğretmen, öğretici
حقوق hukuk tüze **tüzük
خصوص husus konu
حضور huzur dirlik **
حجره hücre göze **
هجوم hücum saldırı
حرمت hürmet saygı
اصرار ısrar üsteleme
ابتدائی iptidai ilkel
اجتماع içtima toplantı
اجتماع içtima kavuşum
اجتماعی içtimai toplumsal
افتخار iftihar övünme
احتراص ihtiras tutku
احتياج ihtiyaç gereksinme ya da gereksinim
اختيار ihtiyar yaşlı
احتياط ihtiyat yedek
اقتباس iktibas alıntı
علاوه ilave ek
الهام ilham esin
اعمار imar bayındırlık
امكان imkân olanak
املا imla yazım
امتحان imtihan sınav, yazılı
امتياز imtiyaz ayrıcalık
انحصار inhisar tekel
انسان insan kul **
انطباع intiba izlenim
انتحال intihal aşırma
ارتفاع irtifa yükseklik
ارثی ırsi kalıtlık, kalıtımlık
اسم isim ad
استراحت istirahat dinlenme
استثناء istisna aykırı
اشتغال iştigal uğraş / uğraşı
اشتراك iştirak ortaklık
ایضاح izah açıklama
ازدواج izdivaç evlilik
قابليت kabiliyet yetenek / yeti
قدر kader yazgı **
qaffa * kafa baş
كافی kâfi yeter
كائنات kâinat evren
قلب kalp yürek
قانون kanun yasa
kanunuesasi kanunuesasi anayasa
قافيه kafiye uyak
كانون اول kânûn-ı evvel   aralık
كانون ثانی kânûn-ı sânî   ocak
كلمه kelime söz
    kızıl, al
قسم kısım bölüm
كتاب kitap betik **
كفر küfür sövme
قوت kuvvet güç ya da erk
كره küre yuvar
لطيفه latife şaka
لسان lisan dil
لغات lûġat lügat sözlük
لزوملو lüzûmlu * lüzumlu gerekli
معاش maaş aylık
معبد mabet tapınak
مادی maddî özdeklik **
مفصل mafsal eklem
مغدور mağdur kıygın **
مغلوبيت mağlubiyet yenilgi
محفوظ mahfuz saklı
مخلوق mahluk yaratık
محصول mahsul ürün
مخصوص mahsus özgü
مقصد maksat, gaye, hedef amaç ya da erek
معقول makul uygun, elverişli
معنی mâna anlam
معنوی manevî tinsel **
مانع mani engel
مصرف masraf gider, harcama
mavi * mavi gökçe **
مجاز mecaz iğretileme, eğretileme
مجبور mecbur zorunlu
مجهول meçhul bilinmeyen
مدنی medeni uygar
مدنيت medeniyet uygarlık
مفهوم mefhum kavram
مکروه mekruh iğrenç
ملكه meleke alışkanlık
melez * melez kırma
مملکت memleket ülke, yurt
مراسم merasim tören
مرثيه mersiye ağıt
مسافه mesafe uzaklık
مثلا mesela örneğin
مسئله mesele sorun
مسعود mesut mutlu
مسئوليت mesuliyet sorumluluk
مشهور meşhur ünlü
مشروبات meşrubat içecek
موقع mevkiˤ مكان mekân * mevki, mekân yer, konum
ميدان meydân *, ساحه sâha meydan, saha alan
ميل meyl * meyil eğim, eğilim
مزار mezar gömüt **
منطقه mıntıka bölge
مصراع mısra dize
ميراث miras kalıt **
مسافر misâfir * misafir konuk
مثال misâl * misal örnek
مسکين miskîn * miskin uyuşuk, mıymıntı
معامله muˤâmele * muamele davranış
معما muˤammâ muamma bilmece
معاصر muˤâsır muasır çağdaş, güncel
معاون muˤâvin * muavin yardımcı
معجزه muˤcize * mucize tansık **
مغدی mugaddii mugaddi besleyici
مغالطه mugalata mugalata yanıltmaca
مغنی muganni, muganniye muganni,muganniye şarkıcı
مغایرت mugayeret mugayeret aykırılık
مغایر mugayir mugayir aykırı
مغبر mugber muğber küskün, gücenmiş, dargın
مغلق muglak * muğlak çapraşık
مخابره muhabere muhabere iletişim, iletişme
muhaceret muhaceret göç
muhacim muhacim saldıran, saldırıcı
muhacir muhacir göçmen
muhaddep muhaddep dış bükey
muhafaza * muhafaza koruma
muhafazakar * muhafazakar tutucu
muhafız muhafız koruyucu
muhakeme * muhakeme yargılama, uslamlama
muddat * müddet süre
محقق muhakkak* muhakkak kesin(likle)
muhakkik muhakkik soruşturmacı
muhal muhal olanaksız
muhallaffat * muhalefet karşıtlık
muhammen muhammen oranlanan, ön görülen
muhammes muhammes beşgen
muhammin muhammin ön gören
محاربه muhârebe, حرب harb muharebe, harp savaş
muharip muharip savaşçı
muharrer muharrer yazılı, yazılmış
muharrik muharrik kışkırtıcı, ayartıcı
muharriş muharriş tırmalayan, irkilten
muhassamat muhasamat çarpışma
muhasara muhasara kuşatma
muhasebe * muhasebe sayıcılık
muhasebeci * muhasebeci sayıcı
muhassır muhasır kuşatan
muhassala muhassala bileşke
muhassas muhassas ayrılmış
muhat muhat kuşatılmış
muhavvil muhavvil dönüştüren
muhavvile muhavvile dönüştürücü
muhtemel muhtemel olası
محتويات muhteviyyât muhteviyat içindekiler
مقدس mukaddes mukaddes kutlu
مقاوله mukâvele mukavele sözleşme
منتظم muntazam * muntazam düzgün, düzenli
مربع murabbaˤ murabba dördül
murafaa murafaa duruşma
معتدل muˤtedil mutedil ılım(lı)
موفقيت muvaffakıyyet muvaffakiyet başarı
مبالغه mübalâga mübalağa abartma
مجادله mücâdele * mücadele çaba, uğraş
mücerrit mücerrit soyut
مدافعه müdâfaˤa müdafaa koruma
مداخله müdâhale * müdahale karışma
مدت müddet * müddet süre
mudrike müdrike anlık
mudrir müdrir sidik söktürücü
muebbet * müebbet yaşam boyu, sonsuz
mueccel müeccel ertelenmiş
mueddep müeddep uslu
muelleffat müellefat (yazılı) çıkarma
muellif, muharrir müellif, muharrir yazar
muemmen müemmen sağlanmış
muennes müennes dişil
مؤسسه mu’essese müessese kurum
muessif müessif üzücü
muessir müessir dokunaklı
muessis müessis kurucu
mueyyide müeyyide yaptırım
mufekkrireh müfekkire düşünce gücü
muferrih müferrih iç açıcı
mufrett müfret tekil
muflis müflis batkın
مهم mühim * mühim önemli
مؤمن mü’min mümin inanan, inançlı
مناسبت münâsebet * münasebet ilişki
مراجعت mürâcaˤat müracaat başvuru
mürekkeb mürekkep birleşmiş, birleşik
murrettip mürettip dizgici
مسابقه müsâbaka müsabaka karşılaşma
مسامحه müsâmaha müsamaha hoşgörü, dözüm
musavi müsavi eşit
مستهجن müstehcen * müstehcen uygunsuz
مسوده müsvedde * müsvedde taslak
muşabbih, mumassil müşabih, mümasil benzer
muşşabbahat müşabehet benzerlik
müşahhas müşahhas somut
مشكل müşkül müşkül güç, güçlük, çetin **
muşkul-pesend müşkülpesent güç beğenen, titiz
muşrik müşrik çoktanrıcı
müştak müştak türev
muştehi müştehi istekli
muşteki müşteki yakınan, sızlanan
muştemilat müştemilat eklenti
muşterek * müşterek ortak
muştereken müştereken ortaklaşa
muşteri * müşteri alıcı, alımcı
mut’a müt’a geçici kazanç
مطالعه mütâlâˤa mütalâa 1) okuma 2) düşünce 3) irdeleme
متارکه mütâreke mütareke ateşkes, (silah) bıraışma
muteaddit müteaddit çok, birçok
muteaffin müteaffin kokuşuk, pis kokulu
muteahhid * müteahhit üstenci, yüklenici
muteahhidlik müteahhitlik üstencilik, yüklenicilik
muteakiben müteakiben arkadan
muteakib müteakip sonra, ardından
mutealiye mütealiye deneyüstücülük
muteallik müteallik ilişkin, ilgili
muteammim müteammim yaygınlaşmış, genelleşmiş
mutearife mütearife belit **
mutebaki mütebaki kalan
mutebeddil mütebeddil değişen, kararsız
mutebessim mütebessim gülümseyen, güleç
mutecanis mütecanis bağdaşık
mutecasir mütecasir yeltenen
mutecaviz mütecaviz saldırgan
mutedeyyin mütedeyyin dindar
muteessir müteessir üzüntülü
mutefekkir mütefekkir düşünür
متفرق müteferrik müteferrik dağınık
mutehammil mütehammil dayanıklı
muteharrik müteharrik devingen, oynar
متخصص mütehassıs mütehassıs uzman
muteşşebbis müteşebbis girişimci
mütevâzî * mütevazi alçakgönüllü
muteveffa müteveffa ölü, ölmüş
muttefik * müttefik bağlaşık**
muzayyadeh müzayede açık arttırma
مزمن müzmin müzmin süreğen
nadir *, ender * nadir, ender seyrek
نغمه nağme nağme ezgi
nafile * nafile boşuna
نصيحت nasîhat * nasihat öğüt
nâzır nazır bakan
نفس nefes * nefes soluk
nesiç nesiç doku
nesl * nesil kuşak
نتيجه netîce * netice sonuç
nezif nezif kanama
nısf nısıf yarı(m)
نهايت nihâyet * nihayet son(unda)
نكاح nikâh * nikâh düğün
نسبت nisbet * nispet oran
نطق nutk * nutuk söylev
ragmen * rağmen karşın
rakip * rakip karşıdaş
رأی re’y rey oy
رئيس re’îs reis başkan
ruh * ruh tin **
rutûbet * rutubet yaşlık, ıslaklık
رؤيا rü’ya * rüya düş
sahil * sahil yaka, kıyı
sahip * sahip iye **
sahte * sahte düzmece
samimî * samimi içten
سطح sath satıh yüzey
سياره sayyâre seyyare araba
سبب sebeb * sebep neden
safarat sefaret büyükelçilik
سلامت selâmet selamet esenlik
سما semâ sema gök
سنه sene * sene yıl
seviye * seviye düzey
صحت sıhhat sıhhat sağlık
sihr * sihir büyü
صحبت sohbet * sohbet söyleşi
سؤال su’âl sual soru
صلح sulh sulh barış
sunî suni yapma, yapay
سکوت sükût sükût sessizlik
sürˤat * sürat hız
şâhid * şahit tanık
şair * şair ozan
شرق şark şark doğu
şart * şart koşul
şatafat(lı) şatafat(lı) gösteriş(li)
şehir * şehir kent
شمال şimâl şimal kuzey
şuˤûr * şuur bilinç
şübheli * şüpheli sanık
tabaqqa * tabaka katman
طبيعت ṭabîˤat * tabiat doğa
طبيعى ṭabîˤî * tabii doğma, doğal
taˤbîr, ifâde* tabir, ifade deyiş**
tahlil * tahlil inceleme
tahmin * tahmin kestirim**
taˤkib* takip izlem**
طلب ṭaleb * talep istek
طلبه ṭalebe talebe öğrenci
تعمير taˤmîr *, تعديلات taˤdîlât * tamir, tadilat onarım
taraf * taraf bulun
taraftar * taraftar bulundaş
tarih * tarih günay **
tasavvur tasavvur canlandırma, tasarı
tasdîk * tasdik onay
tashîh tashih düzeltme
تصوير tasvîr * tasvir betimleme
طياره tayyâre tayyare uçak
توصيه tavsiye * tavsiye salık
تعادل teˤâdül teadül denklik
تعامل teˤâmül teamül 1) yapılageliş 2) tepkime, davranış
tebessüm tebessüm gülümseme
تبديل tebdîl tebdil değişiklik
تبريك tebrîk * tebrik kutlama
تجلى tecellî tecelli belirme
تجسم tecessüm tecessüm görünme
tecrübe * tecrübe deneyim
techîzât * teçhizat donanım
tedavi * tedavi sağaltım **
tedbîr * tedbir önlem
te’essür teessür üzüntü
teferruat teferruat ayrıntı
تكامل tekâmül tekamül evrim, gelişim
تقاعد tekaˤüd tekaüt emeklilik
tekeffül tekeffül yükümlenme
تكليف teklîf * teklif öneri
tekrar * tekrar yine
تلاش telâş * telaş tasa, kaygı
tenâsüb tenasüp uyum
تنبيه tenbîh * tembih uyarı
tercîh etmek * tercih etmek yeğlemek
tercüme * tercüme çeviri
terreddut * tereddüt duraksama
tertip * tertip düzen
tesir * tesir etki
teselli * teselli avunma
teşhis * teşhis tanı
تشرين اول teşrîn-i evvel   ekim
تشرين ثانی teşrîn-i sânî   kasım
teşvik * teşvik özendirme, kışkırtma
usûl * usul yöntem
unvan * unvan san
uslup * üslup biçem
vaˤd * vaat söz
vakˤâ * vaka olay
vakûr vakur ağırbaşlı
vasf * vasıf nitelik
vasıta vasıta araç
vâsi vâsi engin
vatan * vatan yurt
vatandaş * vatandaş yurttaş
vaz geçmek * vazgeçmek caymak
وضيفه vazîfe * vazife görev
ve * ve ile, yene
vehm vehim kuruntu
vilâyet* vilayet il
tefsîr * tefsir yorum
ضمير zamîr * zamir adıl
zaviye zaviye açı
* Yeni Türkçe karşılıklarıyla birlikte günümüzde de çağdaş Türkçede kullanılmakta olan eski sözler.
** Eski sözler kadar sıkça kullanılmayan yeni sözler.
*** Sözler Arapça ile Farsça birleşimidir.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Dişi Kurdun Sembolü Asena

Çürümeyen Budist Rahibin Mumyası

Arkeofili: Yalnızca Birkaç Fosilden Bilinen 5 İnsan Atası